“Dijital dönüşüm” lafını o kadar çok duydum ki, bazen gerçekten ne anlama geldiğini unutuyorum. Yönetim Bilişim Sistemleri öğrencisiyim. Son sınıftayım. Derslerde, seminerlerde, staj görüşmelerinde, nereye baksam hep aynı kelime: dijital dönüşüm.
Ama bir gariplik var. Çünkü bu kadar çok konuştuğumuz bir şeyi bu kadar az uyguluyor olmak bir çelişki değil mi?
Öğrenciyken Gördüklerim
Son dört yıl boyunca çok sayıda sunum izledim. Konular hep tanıdık: bulut bilişim, yapay zeka, ERP sistemleri, dijitalleşen iş dünyası…
Ama anlatım neredeyse hep aynıydı: PowerPoint. Hocalarımız teknoloji anlatıyor ama anlatım aracı 2000’lerden kalma. Tüm bir dönem boyunca yalnızca birkaç kez Canva ile hazırlanmış sunum gördüm, o da öğrencilerden.
Sunumlar dijital, konular çağdaş ama yaklaşım hâlâ klasik. Ve bu sadece üniversiteyle sınırlı değil.
Stajda Gördüklerim: Sistem Var, Alışkanlık Eski
Staj yaptığım şirkette, ClickUp gibi bir proje yönetim aracına geçiş süreci vardı. Ama bu kolay olmadı.
Yıllardır alışılan e-posta, Excel, telefon üçgeninden çıkmak zordu.
Sistem kurulmuştu, evet. Ama kimse görev atamıyor, dokümanları düzgün yüklemiyor, “zaten ben arayıp söylerim” diyordu.
Dijital dönüşüm, orada sadece bir yazılım kurulumu olarak kalmıştı.
Araçlar Var, Ama Düşünce Nerede?
Slack kurmak ya da Asana’ya geçmekle dijital dönüşüm tamamlanmıyor.
Yeni araçlara eski alışkanlıklarla yaklaşınca, sadece görünüş değişiyor. İçerik aynı.
Aslında dönüşüm; alışkanlıkları sorgulamak, süreçleri yeniden düşünmek ve bunları benimsemekle başlıyor.
Bence Gerçek Dönüşüm
Ben dijital dönüşümün önce zihniyetle başladığını düşünüyorum.
Bu, belki de hâlâ öğrenci olmamdan geliyor. Merakım taze. Ezberden çok deneyim peşindeyim.
Ve evet, bu blogu da o yüzden yazıyorum.
Burada anlatacaklarım sadece “şirketler nasıl dijitalleşti?” gibi başarı hikayeleri olmayacak.
Daha çok “neden dijitalleşemiyoruz?”, “nerede zorlanıyoruz?”, “neyi yanlış yapıyoruz?” gibi sorularla başlıyor olacağım.

Bu blogu açmamın tek sebebi “bildiklerimi anlatmak” değil.
Çünkü dürüst olayım: ben de her şeyi bilmiyorum. Ama öğrenmeye, araştırmaya ve düşünmeye açığım.
Buradaki her yazı, aslında benim kendi dönüşüm sürecimin de bir parçası olacak.
Belki de bu blog, kendi dijital dönüşüm hikayemi yazacağım yer olacak.
Sadece sistemler değil, kişiler de dönüşür — ve bence en etkileyici dönüşümler orada başlar.
Eğer buraya kadar okuduysan, çok teşekkür ederim. Bu, yolculuğumun ilk adımı.
Okudukça, yazdıkça ve düşündükçe ben de değişeceğim.
Belki de bu blogun en güzel yanı şu olacak:
“Dönüşemeyenlerin hikayesini anlatarak, dönüşümün kendisini başlatmak.”